Batı Şeria’da Filistin topraklarının gasbına zemin hazırlayan İsrailli dört yerleşimci hareketin rolü

Batı Şeria’da Filistin topraklarının gasbına zemin hazırlayan İsrailli dört yerleşimci hareketin rolü

Orta Doğu

İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria’da sürdürdüğü saldırıların temel amacının, Filistinlilere ait topraklar üzerinde kurulan yasa dışı Yahudi yerleşimlerini sağlamlaştırmak ve genişletmek olduğu belirtiliyor. İsrail’de uzun yıllardır faaliyet gösteren çok sayıda dernek ve hareket, bu yerleşimleri büyütmeyi, bölgeyi Yahudileştirmeyi ve böylece işgali kalıcı hâle getirmeyi hedefleyen projeleri destekliyor. Filistinli yetkililer bu politikaların, kutsal mekânların yetki alanlarına el konulmasından geniş çaplı askerî operasyonlara kadar pek çok ihlali beraberinde getirdiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler ise yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve iki devletli çözüm ihtimalini zayıflattığını belirterek faaliyetlerin durdurulması çağrısında bulunuyor.

İsrail, kuruluşundan itibaren hâkimiyetini genişletme üzerine kurulu bir strateji izledi. 1948’de Filistinlilerin kitlesel göçe zorlanmasıyla oluşan düzlem, 1967’deki Altı Gün Savaşı sonrası dönemde kurumsallaştırıldı. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, savaşın ardından dönemin İşçi Partisi hükümeti, Yigal Allon’un adıyla anılan plan kapsamında Batı Şeria’da yeni yerleşimler kurulmasının önünü açtı. Bu yaklaşım, “güvenli sınırlar” oluşturma gerekçesiyle Filistin topraklarına el konulmasını ve bölgedeki yer altı sularının kontrolünü hedefliyordu.

Bugün Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerini yönlendiren dört temel hareket öne çıkıyor. Bunlardan ilki, 1974’te kurulan ve “inançlılar bloğu” anlamına gelen Guş Emunim. Hareket, İsrail’in “Büyük İsrail Toprağı” olarak nitelediği bölgelerden vazgeçmeye karşı çıkıyor ve Batı Şeria’nın mümkün olan en geniş bölümünü yüzbinlerce Yahudi yerleşimciyle doldurmayı amaçlıyor. 1977’de Likud Partisi’nin iktidara gelişiyle etkisi artan Guş Emunim, özellikle Nablus ve Ramallah çevresinde kurduğu yerleşimlerle Batı Şeria’nın dört bir yanına yayıldı.

Guş Emunim’e destek amacıyla 1978’de kurulan Amana hareketi ise yeni yerleşimler inşa etmeyi ve mevcut yerleşimleri geliştirmeyi hedefleyen örgütsel bir yapı olarak biliniyor. Golan Tepeleri’nden Batı Şeria’ya kadar pek çok bölgede iskan projeleri yürüten Amana, özellikle dağlık alanları Yahudi nüfusu için stratejik “toprak rezervi” olarak nitelendiriyor ve göçmen yerleştirme planlarını siyasi koşullara göre hayata geçiriyor.

2005’te kurulan Nahala hareketi de Guş Emunim’in ideolojisini temel alan bir başka grup olarak öne çıkıyor. Hareket, Batı Şeria’nın geniş kesimlerinde yeni kaçak yerleşimler kurulmasını destekliyor ve “Büyük İsrail” hedefi doğrultusunda siyasi çözümleri reddediyor. Nahala’nın, son yıllarda altmıştan fazla kaçak yerleşimin oluşumuna katkı sunduğu ve aşırı sağcı partilerden açık destek aldığı ifade ediliyor. Hareketin liderliğini sürdüren Daniella Weiss’in, bölgede Filistinlilere yönelik günlük saldırılar düzenlediği bilinen yerleşimci gruplara destek verdiği öne sürülüyor.

Dördüncü hareket olan Elad ise 1986’da kuruldu ve özellikle Kudüs’teki Yahudileştirme faaliyetleriyle tanınıyor. “Davut’un Şehri’ne Doğru” ifadesinin kısaltması olan Elad, Doğu Kudüs’teki Filistin mahallelerinde mülksüzleştirme, topraklara el koyma ve demografik yapı üzerinde baskı kurma girişimlerini yürütüyor. İsrail’in çeşitli resmi kurumlarından destek alan Elad, yalnızca Silvan Mahallesi’nde onlarca kaçak yerleşimi yönetiyor ve bölgede geniş kapsamlı kazı çalışmalarını finanse ediyor.

İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem’in Mayıs 2025 raporu, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimci sayısının son bir yılda yüzde 8 artarak 730 bini geçtiğini ortaya koydu. Bu artışın, İsrail’in yerleşim faaliyetlerini sınırlama niyetinden uzaklaşarak ilhak yönünde ilerlediğini gösterdiği belirtiliyor. Gazze’de yürütülen yıkıcı operasyonlarla eş zamanlı olarak Batı Şeria’da da Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi ve yerleşim altyapısının genişletilmesi hız kazandı. Son iki yılda İsrail ordusu ve yerleşimciler tarafından 1000’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü, on binlercesinin yaralandığı ve binlerce kişinin gözaltına alındığı kaydediliyor. Filistinli kurumların verilerine göre aynı dönemde 7 binden fazla yerleşimci saldırısı gerçekleşti, onlarca Filistin yerleşimi tamamen boşaltıldı.

Filistin tarafı, tüm bu uygulamaların Batı Şeria’nın fiili olarak İsrail’e ilhakını hedeflediğini ve uluslararası kararlarla öngörülen iki devletli çözümün neredeyse tamamen ortadan kalktığını savunuyor.

Yorumlar (0)

Yorum Gönderebilirsiniz